Mimari

CUMHURİYET TARİHİNDEKİ İLK ZENGİN

cumhuriyet-tarihindeki-ilk-zengin

1850’li yıllara kadar Osmanlı Devleti’nde Saraylılar dışında öyle pek zengin kimseler yoktu. Daha ziyade, yaşayan yerlilerin kurduğu büyük bir firma yoktu. Bunun için 1900’lü yıllara kadar beklemek gerekecekti. Çünkü o zamanlara kadar ticaret gayrimüslimlerin elinde ve demiryolu, sigorta, enerji vs. gibi şirketler de Avrupa merkezliydi. Daha sonra İkinci Meşrutiyet’le birlikte yapılan teşviklerle 120 kadar şirket kuruldu ve yavaş yavaş yerli sermaye iş hayatına girmiş oldu. Hatta Ziya Gökalp da dahil birçok yazar ve basın mensubu artık “Ey Türk Zengin Ol” sloganıyla insanları teşvik ediyordu. Bunun bir amacı da ekonominin Batılıların elinden çıkmasıydı. Her şey güllük gülistanlık ilerlerken 1.Dünya Savaşı çıktı ve yine her şey tepetaklak oldu.

Yeni Bir Başlangıç: Cumhuriyet

Savaş sonrasında toparlanmaya başlayan ülkemizde yeniden ayağa kalkabilmek için sermayeye ihtiyaç duyuluyordu. Büyük bir enkaz vardı ve bu enkaz milli sermaye ile kalkmalıydı. Yenilenme için demiryolu telgraf, altyapı ve sanayide öncelik yerli müteşebbislere verildi.

Bir Zengin Doğuyor

Sivas doğumlu Nuri Bey Ziraat Bankası’nda bankacı olarak görev yaparken Maliye sınavlarına girerek Mal Müdürü olmuştur. Ekonomi yönetiminde kendini iyice geliştiren Nuri Bey 1918 yılında ticarete atılmaya karar verdi ve Eminönü’nde yerli sigara kağıdı üretimine başladı. 1925 yılına gelindiğinde ise kurduğu işletme kamulaştırılır ve Nuri Bey asıl başarıyı yakalayacağı müteahhitliğe girişir. Hemen ertesi yıl Fransız bir şirket Sivas demiryolu yapımından çekilince Nuri Bey fırsatı görür ve işi üstlenir. 7 km’lik yolun kısa sürede bitirilmesi geri kalan ihalenin de ona verilmesini sağlar. Bu noktadan sonra Nuri Bey’in şansı açılmıştır. 1000 km’lik Samsun-Erzurum , Sivas-Erzurum ve Afyon-Dinar demiryollarını başarıyla tamamlar. Atatürk bu başarı üzerine Nuri Bey’i bizzat ödüllendirir.

Nuri Bey Durmuyor

Başarıyı yakalayan Nuri Bey sürekli proje üreterek batılıların elinde olan her işi yerli sermayeye geçirmeye çalışıyordu. Boğaz Köprüsü üzerine inşa etmek istediği köprü projesi Atatürk tarafından onaylansa da daha sonra rafa kalktı. Yine Fransızların 33 liraya sattığı çimentoyu 13 liraya mal edeceğini söylediği proje de baskılar üzerine reddedildi. Uçak Fabrikası kurarak ilk tek motorlu ve çift motorlu uçakların seri üretimini yaptı. Daha sonra yaşanan bir kaza nedeniyle yurt dışına satışları yasaklandı ve fabrikası 1944 yılında kapandı. Nuri Bey’in projeleri bununla da bitmedi; okullar, tesisler, yurtlar, restoranlar, kağıt fabrikaları ve daha niceleri… Öğretmenlikten bankacılığa, bankacılıktan memurluğa ve sonunda da işadamlığına geçen Nuri Bey, Cumhuriyet Dönemi’nin başında, üretimi yerlileştirmek için elinden geleni yapmaya gayret etmiş ve bu sayede zengin olmuştur. 11 milyonluk serveti o dönem bir kişinin ulaşabileceği oldukça büyük bir rakamdır.

0 Comments
Share
Etiketler:

aysefugenarda

Reply your comment:

Your email address will not be published. Required fields are marked *